Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin
Kaledibi Köyü Portalı
Ana Sayfam Yap | Favorilere Ekle | Bize ulaşın  
Ana Sayfa Forum Gençlik Kolları Faliyetlerimiz Hakkımızda İletişim
Kaledibi Köyü Web Portalına Hoşgeldiniz  
Adınız :  
Şifreniz :  
 
Hatırla :   
Yeni Kayıt |  Şifremi Unuttum
    
Sponsor Reklam





» Son üye : MURATVEYISOGLU
» Kayıtlı üye : 70
» Online Üye : 0
» Online Misafir : 1
» Online Toplam : 1
» Bugün Giren Üye : 0
» Dün Giren Üye : 2
» Rekor : 13.06.2008 6
» Bugün Tekil : 1
» Genel Toplam : 13422

Alucra'nın Tarihi

  Alucra yöresinin yerleşimi, çok eski olup milattan önceye dayanır. Bunun yanında, M.Ö.X. asra kadar tarihini aydınlatan kesin ve net bilgiler mevcut değildir. Bölgedeki en eski siyasi birlik olarak Hititler'i görürüz . Daha sonra Alucra bölgesi sırasıyla; Medler, Kimmerler, Persler, Romalılar ve daha sonra yerini bıraktığı Bizanslılar arasında bir tarihi süreç geçirmiştir.

   Türklerin bu bölgeye yerleşimi VIII. yüzyıldan sonra başlamakta dır. Özellikle X. yüzyılda İç Asya'dan Hazar Denizi'nin kuzeyinden ve güneyinden Anadolu'ya kitleler halinde Türk göçü başlamıştır. Bu sıralarda Alucra havalisine de özellikle, Uz (Oğuz) ve Kıpçak boyları Koman, Çakmak ve Çamoluk yörelerine yerleşmeye başladığını görürüz. Bu bölgeye göç, en fazla Kafkas yoluyla kuzeyden gerçekleşmiştir. "Altın-Ordu Devleti'nin kuruluşundan çok daha önce, XI.y.y.'dan XV. yüzyıla kadar Güney Rusya bozkırları Kıpçaklar tarafından işgal edilmiştir. Volga nehrinin aşağı mecrasından başlayarak Don ve Dinyeper nehirleri arasına yayılan bu saha, Arap ve İran edebiyatından 'Deşti Kıpçak' olarak zikredilmektedir. Burada Kıpçak'lar; Bizans kaynaklarında ise 'Polovets' ismiyle anılmıştır. Kıpçaklar, XI. ve XI.asırlar arasında Karadeniz'in kuzeyinde hakimiyet kurmuş, siyasi ve idari rolleri Kafkasya, Suriye ve Mısır'a kadar nüfuz etmiş bir Türk boyudur.
Oğuzlar’ın İran üzerinden Batı'ya göçmeleri gibi, Peçenekler'den sonra Kıpçaklar da Hazar ve Karadeniz'in kuzeyinden Batı'ya göçmeye devam ederler. XIII.y.y. ortalarına doğru Moğol akınlarının artması ile bunlardan bir kısmı Ukrayna, Macaristan hatta Polonya içlerine kadar yayılmışladır." Bizanslılar döneminde Abbasiler'in Alucra, Şeb.'e kadar gelerek buralarda nüfuzlarını artırdıkları bilinmektedir.

   Selçuklular döneminde, Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey'in kardeşi İbrahim Yenal'ın Sivas ve Erzincan'ı almasıyla Alucra Selçuklular'ın hakimiyetinde kalmıştır (1054). "Büyük Seçuklu İmparatoru Alparslan ile Bizans İmparatoru Romanus arasondaki 1071 Malazgirt Savaşı sonucunda, savaştan büyük bir galibiyetle çıkan Alparslan Kemah, Divriği ve Erzincan'ın fethini Emir Mengücek Gazi'ye; Malatya, Sivas ve Kayseri'nin fethinin de kumandanlarının Melik Danişment Ahmet Gazi'ye; Erzurum ve yörelerinin zaptını da oğlu Ebul Kasım'a havale etmiştir."2
Anadolu'nun Türkleşmesinde fethin kolaylaşması için gelenek olarak, fethedilen topraklar fetheden komutanın veya beyin kabul ediliyordu.Böylece Kemah, Divriği ve Erzincan'nın Emir Mengücek Gazi tarafından alınmasıyla Alucra ve havalisi de kalıcı bir şekilde Selçuklu hakimiyetine girmiştir.

"Anadolu Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldırıp Anadolu Türk birliğini kurmaya çalışıyordu. I.Alaaddin Keykubat Doğu'ya yürüyüp Erzincan, Kemah ve Şeb.'i aldı (1228)."

Böylece Mengücek Beyliği yıkılıyor ve Alucra bölgesi de, Anadolu Selçuklu Devleti'ne katılmış oluydu.

"Anadolu Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Moğollar'la yapılan 1243 Kösedağ Savaşı'ndan sonra beyliklerin yeniden kurulmasıyla bu bölge de Moğollar'ın tesirinde kalmıştır.Zamanla Moğollar'ın baskıları azaldığında Alaaddin Eretna Bey Erzincan,Kemah,Sivas ve Şeb.yörelerine hakim olup kendi devletini Kadı Burhaneddin Devleti'ni kurmuştur."

Ayrıca Yavuz Sultan Selim, Trabzon Sancak Bey'i iken Şeyh İsmail tehlikesini yakından görmüş ve özellikle Karadeniz'in güney bölümlerinde, Şeyh İsmail'in faaliyetlerini önleyici birtakım faaliyetler içerisinde bulunmuştur.

 Deyimleri

Alucra'ya özel Deyimler


"Atasözleri milli varlıklardır. Allah ve Peygamber sözleri gibi ruha işeyen bir etki taşırlar. Atalar sözü Kur'an'a geçme, yanınca yelişür. Kitlelerin yüzyıllar boyunca kazandığı tecrübelerden doğmuştur. Milletin ortaklaşa duygularını yansıtırlar."21

"Bir fikri, bir öğüdü mecaz yoluyla kısa ve kesin olarak anlatan eskiden beri söylenen gelmiş veciz sözler demektir atasözlerimiz. Atasözleri çoğunlukla halkın ortak görüş ve düşüncelerini, deneyimlerini dile getirir. Bütün toplulukların kendilerine mahsus atasözleri bulunmaktadır. Atasözleri edebi bir tür olarak bağımsız bir varlığa sahip değildir. Ya folklor türünden bir metin içinde veya günlük konuşmalarımızda geçer. Ata sözlerini biçim ve muhteva olarak günlük konuşmalardan ayıran özellikleri de bunlardır."22

Bir deneme, tecrübe ve sosyal halk kültürü ürünü olan bu değerli sözlerden, Alucra'da en çok kullanılanlardan bazıları, alfabetik olarak aşağıda gösterilmiştir:

Aç goyma hırsız idersin, çoh dööme arsız idersin, çok söyleme yüzsüz idersin .

Adım Hıdır, elimden gelen budur.

Aç yaşiken elür.

Ahıl yaşda del başdadur.

Akraba akrep gibidür.

Akrabanın akrabaya etdüünü akrep etmez.

Alamiyan çocuva meme verilmez.

Anam benden hasda, ben anamdan.

Anasına bah, gızını al.

Asıl azmaz, azsa da tezmez.

Ayran bulamaz içmiye, atınan gider ……….

Ayavı yorganuva göre uzad.

Baba oluna bayı gıymış, ol babiya bi salhum üzümü gıymamış.

Baharsan ba olur, bahmazsan da olur.

Bedava sirke, baldan datludur.

Besle gargî, oysun gözüü.

Birelin nesi var, iki elin sesi var.

Birligden guvved doyar.

Bugünün işini yarına bırahma.

Da başına gız gelür, insan başına iş gelür.

Dadlu dil yılanı delünden çıharur.

Damliya damliya göl olur.

El delüye hasret, ben ahıllıya.

Er galhan yol alur, er evlenen döl alur.

Eşşeni dömiyen semerini döyer.

Ev alma, gomşu al.

Evdeki hesap çarşuya uymaz.

Gavun garpuz yata yata böyür.

Gendü başını balamiyan, düünde gelin başı balar.

Gendü gözündeki çöpü görmez, elin gözündeki gıranı görür.

Gız delimki erinem, gelin delim ki yaranam, kirkit gibi gocagarıyım.

Gızını döömiyen, dizini dööyer.

Göz odur ki garlı dayı göre, ahıl odur ki başa geleni bile.

Gözü dört aç, gulavı pek dut.

Gülme gomşuva, gelür başuva.

Gün baddı, gavur (gelin) yaddı.

Hazıra da dayanmaz.

Her goyun gendü bacandan asulur.

İşliyen demür pas dutmaz.

İte dolanmahdansa, çaliya dolanmah daha eyidür.

İtin hatırı yoh, sabının hatırı var.

Kedi uzanamadu ete, mındar der.

Mart gapıdan bahdurur, gazma küreg yahdurur.

Misafir umdunu del, buldunu yer.

Misafirin ne zaman geleceni, çocun ne zaman doyacanı Allah bilür.

Namazda gözü olmiyanın, ezende gula olmaz.

Ne ekersen onu biçersin.

Ohîb tek galacava, evlenîb iki gişi ol.

Peşdemalıva peş, yanıva eş arama.

Sahla samanı, gelür zamanı.

Sahsuvan camışı, babası hayrına bitlemez, karı üçün bitler.

Sarmusanan suvanı gelin etmişler, gırh gün gohmamış.

Serçeden gorhan daru ekmez.

Su uyur düşman uyumaz.

Sürüden ayrılanı gurt yer.

Türk gaşuyunan Fransız bohu yenmez.

Ürmesini bilmiyen it, sürüsüne getürür gurt.

Üzümü ye, bayını sorma.

Üzüm üzüme baha baha gararur.

Yalancının mumu yadsuya gadar yanar.

Yaş kesen baş keser.

Yetim başı galduracava, yılan başı galdur.

Yemeg geldümmü giriş, iş gördümmü siviş~sıvış.

Yeriyen at, çubuh isdemez.

 

COĞRAFİ YAPISI

 

Yeri Ve Sınırları 

"Alucra, Giresun İli'nin güneyinde, Giresun Dağları'nın Kelkit Havzası'na yöneldiği yörededir. Doğuda Gümüşhane, güneyde Erzincan illeri ile komşudur. Giresun İli'ne uzaklığı 131 km.dir. Denizden 1430 m. yükseklikte bir yayla kasabasıdır."
Alucra, doğuda Gümüşhane, Güneyde Erzincan illerinin yanında, güneyde Çamoluk, batıda Şeb., kuzeyde Yağlıdere ve Espiye ilçeleri ile sınırlıdır.

Yüzey Şekilleri
Alucra arazisi arızalı ve dağlıktır. Bu sebeple tarla zıraatına elverişli toprak azdır.Yalnız merkez yerleşiminde tarıma yönelik geniş düzlükler yeralır.Güneyi 2333 m. yüksekliğindeki Bedirga Dağları, kuzey-batı tarafları Artabel Dağları'nın bulunduğu dağlar ve Sarıyer tepeleri ile çevrelenmiştir.

Yüzey şekilleri bakımından Alucra, Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında geçit teşkil eder. Dağların uzantısı Karadeniz'e paralel olarak sıralanmıştır. Arazi fazlası ile engebeli olup, aralarında küçük ovalar yer alır.

İlçe merkezi, Alucra bölgesinin en büyük ovasında kurulmuş olup, bu ova yerleşmeye son derece elverişli bir konumdadır.

Akarsuları

"Kelkit Çayı'nın her iki kolu Alucra İlçesi'inden kaynaklanmakta, komşu ilçe Şeb.'de birleşmektedir. Kelkit Çayı’nın Alucra merkezinden geçen ayağına 'Bağırsak Deresi ' adı verilir."

Alucra yöresinin diğer önemli akarsuları, Moran Deresi ve İnce Dere'dir. İnce Dere Karaağaç Mahallesi'nin aşağı kesiminde Bağırsak Deresi ile birleşirken, Moran Deresi ile Bağırsak Deresi'nin birleşmesi ise İlimsu Köyü'nde gerçekleşmektedir.

İklimi

Alucra yöresinin iklimi, Karadeniz ikliminin aksine kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Karların erimesi nisan ayının ortalarına kadar sarkıp, bahar yağışları da hazirana kadar uzamaktadır.
İlkbaharda karların erimesi ve yağmurların başlamasına paralel olarak akarsuların debisi artış gösterir. Bu mevsimde debisi en yüksek akarsu Bağırsak deresi olduğu görülür.
İnce Dere, suyunun tamamına yakınını Gavur Dağları'ındaki karların erimesinden alır. Yaz kuraklıından dolayı yazın (Ağustos) tamamıyla kurur.
Bağırsak Deresi de, yazın beslenemediği için kuruma noktasına gelir.
Moran Deresi ise,Bağırsak ve İnce Dere'ye nazaran rejimi daha düzenli olup yazın da sularını akıtmaya devam eder.

"Yılık yağış miktarı : 560 mm³
Ortalama sıcaklık : 18º
Otalama soğukluk: -1º"


Görüldüğü gibi, akarsuların debisi ve yıllık yağış miktarına bakıldığında düzensiz bir rejim görülür. Bu haliyle Alucra’nın iklimi Karadeniz'den çok, Doğu Ana Dolu'daki komşularımıza benzemektedir.

Bitki Örtüsü Ve Ormanlar

Alucra yöresi, bitki örtüsü bakımından yayla iklimi özelliğini taşır. Dağların kuzey yamaçları ağaçlarla kaplı iken, güney yamaçları daha sade görünüşlüdür.
Yörenin karakteristik bitki örtüsü, ormanlar ve geniş otlaklardır. Ormanlık alanlar; merekeze yakın yerlerde çam ağaçları şeklinde olurken, Zilovacık'ı gibi daha yüksek yerlerde yerini köknar ağaçlarına bırakır. Muhtelif yerlerde hiç bir ticari değeri olmayan fındık da yetişir. İlçe merkezindeki başlıca ağaç cinsi kavak (selvi) ağacıdır.

Bölgenin en önemli ormanları Tohumluk, Zilovacık, Çalgan, Boyluca ve Aralıktepe ormanlarıdır.
Yayla düzlüklerinde geniş otlaklar uzanır. Gavur Dağları eteklerindeki otlaklar, büyükbaş hayvancılık için önem arzeder.
Ekili tarımda en fazla, tahıl yer alır. Başlıca sebebi, yağız azlığı ve yaz kuraklığıdır. Bunda, yörenin tabii su kaynakları bakımından çok yetersiz olması da etkendir. Sulanabilir alanlarda patates, fasulye, şeker pancarı, kara lahana tarımı yapılmaktadır. Meyvecilik hemen hemen hiç yoktur.

 

Alucra'nın Adı Nerden Geliyor

 

Fatih Sultan Mehmet hem "Anadolu Türk Birliği"ni sağlamak, hem de Doğu'daki Uzun Hasan'ın yayılmacı politikasını bertaraf etmek için 1473'te Otlukbeli (Kelkit'in doğusunda) mevkisine gelir ve Uzun Hasan'nın ordusunu mağlup eder.

"Otlukbeli mevkîsi bütün tarihlerde Tercan Kazası dahilinde bir yer olarak gösterilmekte ise de, yapılan incelemeler ve geziler sonunda Otlukbeli mevkîsinin Alucra İlçesi'ne bağlı Karadikmen (Manuzara) Köyü'nün batısına, Kaledere Köyü'nün kuzey doğusuna düşen ve Kelkit Çayı'na 2.5 saat kadar çeken bir yer olduğu tesbit edilmiştir."

Fatih, ordusuyla Koyulhisar'ı almış ve Şeb. civarına gelmiştir. Trabzon istikametine gitmesi için de en kestirme yol olarak Alucra hattından geçmesi gerekiyordu. Orduyla yolculuğu sırasında Alucra önlerine kadar gelir. Burada ulaşımı engelleyecek kadar sık ormanla karşılaşan Fatih, ordusuna yol açmak için özel baltacılar tutar ve kendine geçit güzergâhı oluşturur. Bu arada Alucra'da da konaklar. Karargah Allu'da, ordusu ise Zun'da konaklar.

Fatih Sultan Mehmet burada “aluç” (yabani meyve) ağacının çok olmasına binâen bu yerleşim yerinin adının Alucara (Alucra) olmasını ister.

Başka bir rivayete göre de Fatih, Şeb.'de iken elini Alucra'ya uzatarak "el-ücrâ" (ücra yer) diye söylediği rivayet edilir.

Halit KİRAZLI
Bu Yazar Henüz Yazı Yazmamış
Mahmut Bacacı
Site
Osman BACACI
Kaledibiköyü...
Burada Anket Var
İstanbul
Giresun
Alış 1 EUR : 1.9865 YTL
Alış 1 USD : 1.5711 YTL
Satış 1 EUR : 1.9961 YTL
Satış 1 USD : 1.5787 YTL